25 Haziran 2010 Cuma

Yoklama.

Bugün gerçekten fena yağmur yağdı buralara. Isparta işte, iklimine küfretmekten bıkmadığım memleket.
Okuldaydık, hoca zaten birsaatyirmidakika bekletti bizleri. Bir ikinci öğretim öğrenci için sabah 8de kalkıp okula gidip birsaatyirmidakika beklemek nedir bilir misiniz? işkence.
Ve kendileri, önceki derste vermiş oldukları kağıttan birkaç şeklin çizilmesini söyleyip gitti. Birsaat kadar sonra geri gelip "ders bitmiştir, yoklamayı imzalayabilirsiniz." dedi. şaka gibi.
Bize hiçbir şey katmayan bir gün daha.
Daha sonra sınıftan Serhat, Ozan ve Doğukan ile çarşıya indik. Fakat şöyle ilginç bir şey var. birsaattir yağmayan yağmur, biz fakülteden çıktığımızda tekrar kendini belli etti. Ve güçlendi.
Çarşıdaki iddaa mekanı olan markete girip yarım saat durmamıza sebep oldu. Bütün bunlar baş gösterdiği sırada YOkan evdeydi, yatıyordu, hastaydı. Fakat yoklamada imzası vardı. Evet oluyor arada.
Neyse, konu dağılmadan; kuponlar yapıldı. Yağmurun hafiflemesi beklendi. Olmadı.
Ulaşbey tarafından 2 kupon yapıldı, birindeki 3 maçtan 2si tuttu, fakat İsviçre yatırdı. Ulaşbey'in canı yandı. İsviçreli futbolculara çakı ile dalmak için elinde bir çok haklı gerekçe ve hak mevcut -işaret ve orta parmağın arasındaki boşluktan kısa ise taşımak yasalmış, tayyip beyde de var.-

Herneyse; yağmur hafiflemedi. Serhat ile aynı istikamete gittiğimiz için başladık yağmur altında koşaradım gitmeye. Yoldan şemsiye aldık(500 metre yol için), ne yesek muhabbetine "evlerde yeriz hacı, dışarda pahalı oluyor. her gün de Burger King olmaz." sözleriyle nokta koyuldu. Ayrıldık.

Eve girdim, YOkan ayakta idi. Yemek sipariş ediyordu, ben de istedim aynından: Whooper Cheese.

Akşam Serhat'ın evde yemek yaparken bir yandan da Vadi Hanım'a mesaj yazdığımdan kafam karıştı, dalgınlıkla içinde kızgın yağ olan tavanın içindeki yabancı maddeyi elimle aldım. Elim fena yandı, iki parmağım. Daha sonra Vadi Hanım ile telefonda konuşurken, telefonu kapatırken "Sana Öpüyorum" dedim. Evet, delirdim, kafam yandı.
YOkan, Serhat, Murat ve ben King oynadık, batağı yarım bıraktık.
Babalarımızdan, hayattan, futboldan konuştuk.
Dağıldık.
Şimdi evdeyim ve evet, hala sıkılıyorum.
Ve tekrar evet, bunu boşu boşuna yazdım. Sadece zaman geçsin diye.
Şimdi YOkan'a How I Met Your Mother izleyiş işinde yardım edeyim biraz.

"...kimler varmış içimde yoklama yaptım.
deliler çıktı, cellatlar bir de şeytanlar."

Görüşmek Üzere...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder